Academic journal article Civilacademy Journal of Social Sciences

The Cultural, Social and Moral Origins of Post-Modern Anomy: On the Path of 'Over man'/Postmodern Anominin Kulturel, Toplumsal Ve Moral Kokleri: Ustinsanti Izinde

Academic journal article Civilacademy Journal of Social Sciences

The Cultural, Social and Moral Origins of Post-Modern Anomy: On the Path of 'Over man'/Postmodern Anominin Kulturel, Toplumsal Ve Moral Kokleri: Ustinsanti Izinde

Article excerpt

"Gercek su ki: Insan kirli bir nehirdir. Kirli bir nehri kirlenmeden icine alabilmek icin bir deniz olmak gerekir. Goruyorsunuz, insandan daha ustun olmayi ogretiyorum size. i Utinsan iste bu deniz; sizin buyuk asagilamamz icinde yok olabilir insan." (Nietzsche, 2003: 40)

On dokuzuncu yuzyilda kulturde bir bunalimin yasandigi goz ardi edilemez. Hannah Arendt, "Gecmisle Gelecek Arasinda" isimli eserinde bu bunalimi analiz ederken sanatci ve sanat eserinin durumuna odaklanmaktadir. Arendt on dokuzuncu yuzyilda ortaya cikmaya baslayan kitle toplumunda kalan son bireycn sanatci oldugunu belirtir. Ona gore,en yuksek kultur nesnelerinin, yani sanat eserlerinin topluma aykiri bir nitelik tasimasi, kitle toplumunun dogusundan once toplum ile kultur arasindaki antagonizmanin varligina isaret etmektedir. Arendt on dokuzuncu yuzyilda ortaya konulan sanat eserlerinde bicim ve uslup ugruna anlamdan yapilan eksiltmenin sanatin, "gercekten" kopmasiyla yakindan iliskili oldugunu belirtir. On dokuzuncu yuzyil kitle toplumunda kulturel degerler de diger degerler gibi muamele goren birer mubadele degeri halini almislar ve tuketime konu edilmislerdir. (Arendt,1996: 233-250) Uretim iliskileri, kentlerin nufusundaki yuksek hizli artis, kulturu ve sanati yiginlarla birlestirme cabalari, zorunlu egitim, devlet tarafindan yurutulen gerceklik politikalari, kitlesel basinin etkileri, eglence ve kultur endustrilerinin yarattiklari tahribatlar gibi bircok kitlesellestirici etki kulturde ve toplumsal yapida bir cozulmeye yol acmistir.

Modernizm on dokuzuncu yuzyilda zirveyi ve krizi birlikte yasamistir. Modernizm bircok alanda zirveye ulastiktan sonra top lumsal, kulturel ve siyasal alanda krize girmekten kurtulamamistir. O. Paz'a gore, Bati uygarligi buyumus, genislemis ve kendi kendini onaylamistir. Ancak, on dokuzuncu yuzyilin sonunda Bati uygarliginin merkezlerinde, insac ve deger sistemlerini oldugu kadar, politik, ekonomik ve toplumsal kurumlari da etkileyen bir rahatsizlik bas gostermistir. Icinde bulundugumuz yuzyil ise bu krizin gelisip radikallestigi bir cagdir. (Paz, 2000:189-198)

P. Wagner'e gore, on dokuzuncu yuzyilin toplumsal sekillenisi guclu bir paradoksun damgasini tasimaktadir. Bir yandan yuk selmekte olan seckinler modern, bireyci ve rasyonalist kulturu gelistirmektedir ve bunun karsisma cikacak herhangi bir alternatifi yok etme egilimi tasimaktadir, ote yandan kendine yeterli bir bireyci liberalizmin imkinsizligi konusunda da gorusler soz konusudur. (Wagner, 2003:120-121) On dokuzuncu yuzyil dusunsel dunyasina genel anlamda iki farkli dunya gorusunun damga vurdugu soylenebilir.

On dokuzuncu yuzyil sona ererken toplumsal hayata kinizm (kynicism) ile knizm (cynicism) arasindaki mucadele damgasini vurmustur. Kinizm kitlelerin, alt tabakalarin, resmi kulturu alaya alarak reddetmesini; sinizm ise egemen kulturun kitlenin yol actigi toplumsal cozulmeye gosterdigi tepkiyi dile getirmektedir. "Sloterdjik'in tanimladigi anlamda kinizm, egemen kulture karsi herkesin kendi gercegini insa edisini merkeze aldigi icin, on dokuzuncu yuzyil sonunda, sanat yoluyla kultur hayati da bir donusum yasamistir." (Saribay, Fin De Siecle: 19-20) S. Zizek'e gore ise kinizm halkin, alt tabakalarin resmi kulturu ironi yoluyla reddetmesini temsil etmektedir. Klasik kinik islem, egemen resmi ideolojinin agirbasli ciddi havalarinin karsisma gundelik siradanligi cikartmak ve bunlarla alay etmek, boylelikle de ideolojik laflarin yuce soylulugunun ardinda gizlenen bencil cikarlari, siddeti ve kaba iktidar hirsini teshir etmektir. Sinizm ise, egemen kulturun bu kinik bozusturmaya verdigi cevaptir. (Rigel, 2003: 335-339)

Fin de siecle yuzyilin sonundan daha farkli bir anilm ifade etmek icin ortaya atilmistir. Ali Yasar Saribay, on dokuzuncu yuzyilin sonunu ifade eden bu terimin ilk defa Fransa'da 1880'lerde bir yuzyilin bitisini ve buna yol acan sebepleri de gostermek icin kullanildigini belirtmektedir. …

Search by... Author
Show... All Results Primary Sources Peer-reviewed

Oops!

An unknown error has occurred. Please click the button below to reload the page. If the problem persists, please try again in a little while.