Academic journal article Civilacademy Journal of Social Sciences

The Strategy of Immortality of Modernity/ Modernite'nin Olumsuzluk Stratejisi

Academic journal article Civilacademy Journal of Social Sciences

The Strategy of Immortality of Modernity/ Modernite'nin Olumsuzluk Stratejisi

Article excerpt

Modernitenin Paradoksal Dogasi

Modern donem, belli bir zamansal ardilliga; modernite, bu zamansal ardilligin bicimlendirdigi kosullara/durumlara vurgu yapmaktadir. Modern dusun ise bu kosullarin yarattigi sorunlara karsi gelistirilen ussal, analitik ve ampirik cozum modellerine dayanmaktadir. Hem zamansal bir ardilligin tespiti hem de bu ardilligin ortaya cikarttigi sorunlar baglaminda modern paradigma, kurgusal metafiziksel cikarimlardan ve a priori nitelikli onermelerden soyutlanarak pozitivist bir kimlige burunmustur. ilk kez on yedinci yuzyil Kita Avrupa'sinda ortaya cikan bu pozitivist bakis, ozellikle gozlem ve deneye dayanan olgusal temelli bir epistemolojiyi oncelemistir. Bu epistemoloji; ahlaki, dini ve estetik tecrubeye karsi gelistirdigi kati pozitivist bilim anlayisi nedeniyle mutlak bir ideolojik forma, dusunsel bir dogmaya donusmekten de kurtulamamistir. Nitekim daha sonra entelektuel bir disiplin haline gelecek olan pozitivizm, Auguste Comte tarafindan modernitenin dini olarak takdim edilecektir. Dolayisiyla modernite ve pozitivizm arasinda cok oncelerde baslayan ve gunumuze kadar da devam eden cikarsal, girift ve organik bir iliski soz konusudur denilebilir.

Geleneksel toplumun cozulerek yerini sanayi toplumuna birakmasi ile ortaya cikan toplumsal duzensizlik, anomi ve yabancilas ma sorunu karsismda modernitenin imdadina pozitivizm kosmustur. Bu acidan pozitivizm, modern toplumun insasmda sadece rasyonel yasalarla isleyen bir hakikat manzumesi sunmakla kalmamis, kendisinin bilgi dunyasinda tek mesru otorite oldugu inancini da yaymaya calismistir. Boylece pozitivist paradigma, yapisal degisimler ve toplumsal donusumler karsismda kendisine basvurulan tek mercii haline gelivermistir. Artik toplumlarda, esyanm dogasina ait gercek bilgiye ulasmamn yegane yolu pozitivist metodolojinin cikarimlariyla elde edilmis bilgilerle mumkundur, inanci yerlesmeye baslamistir.

Modernitenin pozitivizmle olan bu diyalojik iliskisinin nedeni ise, yukarida da deginildigi gibi sanayilesmeyle birlikte toplumlarda ortaya cikan degisimin ve bu degisimin meydana getirdigi sorunlarin kroniklesmeye baslamasi ve ayni zamanda bu sorunlara cozum bulma arayisimn da gittikce guclesmis olmasidir. Qinku modernite onunu goremeyen, sonunu kestiremeyen ve geleceginden emin olmayan kaotik bir toplumsal duzen ve tahayyule de yol acmistir. Nitekim bu gelismelerden rahatsiz olan klasik sosyologlar, durumun vahametini konu alan eserler yazmakta gecikmemislerdir. Weber (1998), moderniteyi "dunyanin buyusunun bozulmasi", insanin kendi eliyle yarattigi demir kafese kendisini hapsetmesi olarak gorurken; Durkheim (2002), insanin kendi benliginden uzaklasarak kendisine yabancilasmasi, toplumun da anomik (kuralsizlik) haline gelmesi olarak degerlendirmistir.

Cagdas sosyologlardan Giddens (2000), Leach'ten esinlenerek moderniteyi; "elimizden kacip giden dunya" olarak tasvir ederken Marx, modemlikten ziyade modern olma hali uzerinde durur. Ona gore modern olmak, kati olan her seyin buharlastigi, buharlasmakla da kalmayip eriyip ufalandigi bir kozmolojinin parcasi haline gelmek (Marshall, 2001:27) veya artik dune ait olmayan ve baska yontemlerle de ele alinmasi gereken bir dunyada yasamak demektir (Abel, 1994:16). Boylece bir aydinlanma projesi olarak ortaya cikan modernite, bir tarafta yeni bir toplumsal duzen insa etmeye kalkisirken ote taraftan yeni bir tur duzensizlige de kapi aralamistir. Modem dusunurlerin hemfikir olduklari noktalardan biri de, yukarida da vurgulandigi gibi modernitenin kendi icinde bu tur bir ikircikli ve paradoksal mahiyet tasimis olmasidir. Ornegin modernitenin diyalektigini marksist bir perspektiften okumaya cahsan Berman (2001:28-9), soz konusu surecin getirdikleriyle goturdukleri arasinda yasanan paradoksal durumu su sekilde izah eder:

"Modernitk, gunumuz toplumlarinin yasamak zorunda olduklari tarihsel bir deneyimdir. Ancak, bu deneyimi yasatan kosullar hem evrensel degerlerin dayatmasiyla hem de reel politik, ekonomik ve kulturel baskilarin zorlamasiyla kendisini kabul ettirmektedir. …

Search by... Author
Show... All Results Primary Sources Peer-reviewed

Oops!

An unknown error has occurred. Please click the button below to reload the page. If the problem persists, please try again in a little while.