Academic journal article Kadin/Woman 2000

Osmanli Kadininin Apolitiklestirilme Gerekceleri/The Reasons of the Depolitization of Ottoman Women

Academic journal article Kadin/Woman 2000

Osmanli Kadininin Apolitiklestirilme Gerekceleri/The Reasons of the Depolitization of Ottoman Women

Article excerpt

Giris

Siyaset, toplumsal cinsiyetin tarihsel analiz için kullanilabilecegi alanlardan sadece bir tanesidir. Toplumsal cinsiyet, siyaset teorisinde; monarsilerin saltanatini mesru kilmak ya da elestirmek ve yöneten ile yönetilen arasindaki iliskiyi ifade etmek için kullanilmaktadir (Scott, 2007: 46). Böylesi bir sistemde yöneten taraf çogunlukla erkektir. Varsayilan gerçeklikte; dünya erkek egemenligi üzerine kurulmustur ve bu egemenlik evrenseldir. Tanri erkegi ve kadini yaratirken erkege yönetme, is kurma, askeri sistemde var olma genini vermistir. Bu sebeple, görünüste eril tahakküm bir toplumsal habitus olarak anlasilmaktadir (Sancar, 2009: 185, 189). Dolayisiyla siyasi iktidari temize çikarmak için bu referans güvenilir ve degismez olmali, dogal ya da ilahi düzenin bir parçasi gibi algilanmali ve insanlar tarafindan insa edilen bir sey gibi görünmemelidir. Bu fikri herhangi bir sekilde sorgulamak ya da degistirmek bütün bir sistemi tehdit etmek anlamina gelmektedir (Scott, 53).

Toplumsal cinsiyetin, toplumsal örüntülerin her sahasina yayilmis olmasindan olsa gerek erkek ve kadinin yasam alanlari cinsiyetlere göre çizilmistir. Türkiye'de de bu cinsiyetlendirilmis ayrimi görmek mümkündür. Siyaset yapma, iktidar kurma ve kurgulama erkek isi oldugundan Türkiye tarihindeki kadinlarin siyasal alandaki politik aidiyetlerine bakildiginda; degisken, geçici ve duruma göre görecelidir. Kadinin siyasal hayata katilimindaki bu tutarsiz tanimlama alternatifsizlikten dogan bir kabullenmedir. Bu baglamda siyasal ideolojilerin kadinlarin gündemine yerlesmesinde ortaya çikan fark, kadinin ikincilliginden gelen bir yan sahiplik, misafirlik, disardanlik, tam ikna olmama, elestirel yaklasimidir (Zihnioglu, 2009: 805). Feminizmi özetleyen tek cümlenin "kisisel olan politiktir" kabulü; erkek egemenliginin toplumsal iktidar iliskilerinin temel formu oldugunu dogrular niteliktedir. Bu sebeple feminizm; kadinlarla erkekler arasindaki iliskileri düzenlemekle kalmaz, siyasal sistemlere biçim verir ve bunlarin yeniden üretiminde kritik bir rol oynar (Bora, 2009: 818).

Toplumdan topluma farkli dinamiklerle olusturulmus olan siyaset kulvari; Osmanli Devleti'nin klasik yapisinda tanidik gölgelerle biçimlendirilmistir. Devletin yapilanmasinda Orta Asya örf ve adetlerini, Bizans ve Roma esintilerini, Iran izlerini ve Islamiyet uygulamalarini görmek mümkündür. Bu yapilanma zinciriyle temelini atilmis olan devlet, Türklük kimliginin eklemlenmesiyle de Türk/ Islam devlet geleneginin tamamlayici bir unsuru olmustur. Milli (örfî gelenekler) ve dini (ser'î kaideler) faktörleri bir araya getirip, pratige dökmek, reel uygulamalarda kimi zaman girift kimi zaman da müphem bir hava yaratmistir. Bu muglak yapi sadece uygulamalardaki inançsal ve etniksel ayrintilarla degil ayni zamanda devletin geçirdigi klasik ve post-klasik (batililasma, mesrutiyet ve modernlesme) süreçlerde de kadin dünyasinda ikircikli duruma sebep olabilmistir. Devlet, Islam dininin Ortodoks ve heterodoks yapilarini nereye, nasil oturtacagiyla bocalarken, bir taraftan da dinin siyasallastirilmasi girdabina çekilmistir. Öte yandan, Horasan'dan, Anadolu'dan biriktirip getirilen ananeleri de sürdürme ve hos tutma çabasiyla, Müslüman/Türk jann insa etmek zorunda kalmistir. Özellikle demografik yapinin yansini olusturan kadin hayati bu modelden maddi ve manevi etkilenmistir. Fatmagül Berktay'in "Osmanli Devleti'nin seriat ve ayni zamanda imparatorluk modeli milliyetçi yapisinin birlestirilme kaygisiyla Müslüman/Türk kadin hayatinin çetrefillestigi" (Berktay, 2009: 351) yönündeki tespiti, devletin dini ve örfi uygulamalarinin siyasi, sosyal, hukuksal ve ekonomik düzenlemelerinin bilfiil kadinlik hayatina müdahalesinin destekleyicisi olmustur. Osmanli Devleti'nin Sünni Islam yapilanmasindaki erkek kültürünün agirligi, toplumsal ve siyasal yasamda kadin ile erkegin habitatini belirlemistir. Ayse Saraçgil söz konusu habitat belirleme isini su satirlarla özetlemistir;

(...)Müslüman cemaatin toplumsal cinsellik açisindan en belirleyici 
özelligi de budur. … 
Search by... Author
Show... All Results Primary Sources Peer-reviewed

Oops!

An unknown error has occurred. Please click the button below to reload the page. If the problem persists, please try again in a little while.