Academic journal article Business and Economics Research Journal

Sermaye Yapisi Teorilerinin TCMB Sektör Bilançolariyla Test Edilmesi: Imalat Sanayi Sektörü ÜZerine Bir Panel Veri Analizi (2001-2015)/testing Capital Structure Theories with CBRT Sectoral Balance Sheets: A Panel Data Analysis on Manufacturing Industry Sector (2001-2015)

Academic journal article Business and Economics Research Journal

Sermaye Yapisi Teorilerinin TCMB Sektör Bilançolariyla Test Edilmesi: Imalat Sanayi Sektörü ÜZerine Bir Panel Veri Analizi (2001-2015)/testing Capital Structure Theories with CBRT Sectoral Balance Sheets: A Panel Data Analysis on Manufacturing Industry Sector (2001-2015)

Article excerpt

1.Giri$

içletmelerde finansal kaynaklarin planlanmasi ve kontrolü olarak tanimlanabilen finansal yönetim; genel olarak yatirim, finanslama ve kâr payi dagitimi kararlarini kapsar. Finansal yönetim baglaminda finans yöneticisinin en önemli görevlerinden biri de sermaye maliyetini minimize, içletme degerini de maksimize edecek sermaye yapisini oluçturmaya çaliçmaktir. Genellikle uzun dönemli finansman kaynaklarinin bileçimini ifade eden sermaye yapisi; kârlilik, büyüme firsatlari, finansman stratejileri, yasal düzenlemeler, makroekonomik ortam vb. gibi içletme içi ve içletme diçi birçok faktörden etkilenebilmektedir. Optimal sermaye yapisina yönelik çeçitli teorilerin tartiçildigi günümüzde halen üzerinde fikir birligine varilmiç ortak bir sermaye yapisi teorisi bulunmamakla beraber konuyla ilgili ampirik araçtirmalar içletmelerin reel yatirimlarini finanse etmek için kullandiklari ve bilançolarin pasifinde yer alan borç ve özkaynak kalemlerine yogunlaçmaktadir.

Modern anlamda sermaye yapisi teorilerinin ilki Modigliani ve Miller'in 1958 yilinda yayimladiklari çaliçmalarina dayanmaktadir. Sermaye piyasalarinda tam rekabetin oldugu ve vergilerin bulunmadigi varsayimina dayanan Modigliani ve Miller'in geliçti'rdigi temel teoriye (M&M Theory) göre içletmelerin ortalama sermaye maliyetleri ve piyasa degerleri sermaye yapilarindan bagimsizdir, içletmelerin piyasa degerleri yatirimlardan beklenen getirilere (kârlara) ve bulunduklari risk sinifina iliçkin sermaye maliyetine diger bir ifadeyle yatirimcilarin bekledikleri getiri oranina (içletmenin yatirimlarindan bekledigi minimum getiri orani) baglidir ve arbitraj olanaklari içletmelerin piyasa degerlerini zaman içinde risk siniflari paralelinde olmasi gereken gerçek düzeylerine çeker. Teoriye göre daha düçük maliyetli borç kullanim oraninin artmasi, içletmenin artan finansal riskine bagli olarak özkaynak maliyetini de artirdigindan ortalama sermaye maliyeti degiçmez. Modigliani ve Miller 1963'te yayimladiklari çaliçmalarinda ise düzeltme yaparak borcun sagladigi vergi kalkanini da teorilerine dahil etmiçler ve borç kullaniminin içletmenin degerini artirabilecegini vurgulamiçlardir.

Baçlica sermaye yapisi teorileri arasinda yer alan Dengeleme ve Finansman Hiyerarçisi Teorileri uzun yillardan beri yogun olarak tartiçilmakla beraber günümüzde de halen popülerliklerini korumaktadir. Robichek ve Myers (1966), Kraus ve Litzenberger (1973) ve Scott'in (1976) ilk savunuculari arasinda yer aldigi Dengeleme Teorisine (Trade-off Theory) göre içletmelerin piyasa degerlerini maksimize edecek sermaye yapilari; borcun vergi kalkaninin bugünkü degeri ile borçlanmanin beraberinde getirdigi ve Jensen ve Meckling'in (1976) degindigi temsil maliyetlerini de içeren finansal maliyetlerin bugünkü degeri arasindaki denge tarafindan belirlenir. Myers (1984), teori kapsaminda her içletmenin piyasa degerini maksimize edecek kendine özgü bir optimal sermaye yapisi bulundugunu ve bu baglamda içletmelerin hedef borç oranlarina sahip olduklarini fakat ayarlama maliyetleri nedeniyle bu hedeften sapabildiklerini belirtmiçti'r.

Donaldson'in (1961) çalismasina dayanan Finansman Hiyerarsisi Teorisi de (Pecking Order Theory) temelde isletmelerin piyasa degerlerini maksimize etmek amaciyla finansman ihtiyaçlari için öncelikle iç kaynaklara yöneldiklerini savunmaktadir. Myers (1984), yönetim ve çikarim giderleri gerektirmeyen ucuz iç kaynaklarin yetmedigi durumlarda isletmelerin daha düsük maliyet nedeniyle ilk önce borçlandiklarini en son olarak da dis kaynaklardan saglanan özkaynaga yöneldiklerini ve bu nedenle optimal bir sermaye yapisinin bulunmadigini öne sürmektedir. Ayni yazara göre islem maliyetlerinin daha yüksek olmasi, kâr payi ödemelerinin faiz ödemelerinin aksine vergiden indirilememesi ve kreditörlerin varliklar ve gelirler üzerinde hisse senedi sahiplerine göre daha öncelikli konumda bulunmalari; dis kaynakli özkaynagi daha maliyetli hale getirmektedir. Myers ve Majluf da (1984) dis kaynaklar açisindan borç finansmaninin göreceli daha az risk tasidigini, sermaye piyasalarindan saglanan özkaynak finansmaninda ilk olarak Akerlof'un (1970) limon piyasasi teorisiyle inceledigi asimetrik bilgi problemlerinin daha yogun yasandigini ve iliskili maliyetlerin daha yüksek oldugunu savunmaktadirlar. …

Search by... Author
Show... All Results Primary Sources Peer-reviewed

Oops!

An unknown error has occurred. Please click the button below to reload the page. If the problem persists, please try again in a little while.