Academic journal article Business and Economics Research Journal

Yesil Ve Düsük Karbonlu Ekonomiye Geçis Sürecinde Isletmelerin Algi Ve Tutumlari: Bursa ÖRnegi 1/business' Perceptions and Attitudes in Transition Process to Green and Low-Carbon Economy: Bursa Case Study

Academic journal article Business and Economics Research Journal

Yesil Ve Düsük Karbonlu Ekonomiye Geçis Sürecinde Isletmelerin Algi Ve Tutumlari: Bursa ÖRnegi 1/business' Perceptions and Attitudes in Transition Process to Green and Low-Carbon Economy: Bursa Case Study

Article excerpt

1.Giriç

Çevre ve ekonomi ikilemi uzun yillardir hem akademik hem de politik tartiçmalarin odaginda olan bir sorundur. Geçen yarim yüzyillik süreçte saglanan ekonomik büyümenin büyük ôlçüde çevresel degerlerin kaybi pahasina gerçekleçtigi ve bu büyüme sürecinin ne sürdürülebilir ne de kapsayici oldugu yönündeki eleçti'riler giderek artmaktadir. Refah göstergeleri, büyüme rakamlarindaki artiça ragmen, hâlâ 1.3 milyar insanin elektrige eriçiminin olmadigini, 2.6 milyar insanin gerekli hifzisihha çartlarina sahip olmadigini ve yaklaçik 1 milyar insanin temiz ve güvenli içme suyuna eriçimin bulunmadigini ortaya koymaktadir (WB, 2012: xi, 6). Çevresel göstergeler ise ekosistem hizmetlerinde hayati nitelikte aksamalara neden olabilecek önemli sorunlara içaret etmektedir. Ekolojik ayak izi2 hesaplamalarina göre doganin sundugu ekolojik hizmetlerden bugünkü düzeyde yararlanabilmemiz için, dünyanin kendini yenileme kapasitesinin 1,5 katina ihtiyaç duymaktayiz (WWF, 2014: 9-10). Yani yillik tüketim, gezegenin yillik biyolojik üretken kapasitesini %50 açmaktadir. Bunun anlami yenilenebilir kaynaklarin, kendilerini yenileyebilme hizlarinin çok daha ötesinde bir hizla tüketildigidir. Bu durum ancak kaynak stoklarinin tükenmesiyle mümkün olabilir ki, bu da gelecek nesiler açisindan önemli bir kaynak kitligina içaret etmektedir.

insanoglunun gezegen üzerinde yarattgi etkiyi gözler önüne seren ve karçi karçiya kalinan riskin boyutlarini aydinlatan dikkat çekici bir çaliçma da 'gezegen eçikleri çerçevesi'dir. Gezegen eçikleri çerçevesine göre, Dünya sistemindeki biyolojik ve fiziksel süreçlerin devami için açilmamasi gereken dokuz e§ik belirlenmiçti'r.3 Eçikler hep birlikte, insanligin güvenli bir faaliyet alani için gereksinim duydugu ortami oluçturmaktadir. Güvenli faaliyet ve yaçam alanini tanimlayan eçikler, ani ve büyük boyutlu degiçikliklerin ortaya çikabilecegi belirsizlik bölgelerinin en alt sinirini belirlemektedir. Yapilan analizler, bu eçiklerinden üçünün -atmosferdeki karbon yogunlugu, biyolojik çeçitlilik kaybi, azot ve fosfor döngösü- açildigini göstermektedir (Folke, 2013: 31-36).

Bu veriler mevcut büyüme, üretim ve tüketim kaliplarinin açik çekilde sürdürülemez bir gelecege içaret ettigini göstermektedir. Bu durum ayni zamanda ekonomik yapida köklü bir dönü§üme gidilmesi gerektigini de ortaya koymaktadir. Bu dönü§ümü kaçinilmaz hale getiren önemli bir sorun da kuçkusuz iklim degiçikligidir. iklim sisteminde ortaya çikabilecek ani, geri döndürülemez ve felakete varacak degiçimlerin önlenmesi için isi artiçinin endüstri öncesi döneme göre (1850-1900) 2°C ile sinirlandirilmasi gerektigi kabul edilmektedir. Hükümetlerarasi iklim Degiçikligi Paneli (Intergovernmental Panel on Climate Change - IPCC)'nin Beçinci Degerlendirme Raporu, isi artiçini 2°C ile sinirlamak için karbon emisyonlarinda 2010 yili degeri temel alinmak üzere 2050 yili itibariyla % 41-78 ve 2100 yili itibariyla %78 - %118 oraninda bir azaltim gerektigini ortaya koymaktadir (IPCC, 2015: 22). Bu tespit fosil yakitlarin kullanimina son verilmesi ve ekonomilerin karbondan arindirilmasi gerektigi anlamina gelmektedir. Bu gereklilik, iklim Degiçikligi Çerçeve Sözle§mesi'nin Paris'te düzenlenen 21. Taraflar Konferansinda kabul edilen Paris Anlaçmasi'na da yansimiç ve Anlaçma'da ortalama isi artiçinin endüstri öncesi döneme göre 2°C daha altinda ve mümkün oldugunca 1.5°C seviyesinde tutulmasi amaci kabul edilmiçti'r. Ayrica iklime dirençli ve düçük karbonlu kalkinma modellerinin benimsenmesi gerektigine dikkat çekilmiçtir.4 Paris Anlaçmasi'nda ortaya konan hedefin tüm dünya ekonomileri üzerinde köklü bir dönü§üm gerektirdigi açiktir. 4 Kasim 2016'da yürürlüge giren Anlaçma, tüm taraf devletlerden belirlenen hedefe ulaçmayi saglayacak çekilde sera gazi salinimlarini azaltmalarini ve ekonomilerini bu yönde dönü§türmelerini beklemektedir.

Ekonomik yapidaki dönü§üm için tayin edilen yeni rota ise son yillarda giderek daha popüler hale gelen 'yeçil ekonomi'dir. …

Search by... Author
Show... All Results Primary Sources Peer-reviewed

Oops!

An unknown error has occurred. Please click the button below to reload the page. If the problem persists, please try again in a little while.